Hafta Sonu için İstanbul’a Yakın Kaçış Rotaları

İstanbul’daki şehir hayatının yoğun temposu hepimizde dönem dönem doğaya kaçma ihtiyacı doğuruyor. Doğanın nefis renklere büründüğü ve havanın keşif için tam kararında olduğu sonbahar ayları, İstanbul yakınlarındaki köyleri ve şehirleri keşfetmek için şahane bir fırsat. Bu yazımızda sizler için hafta sonu günübirlik veya bir gece konaklamalı gidebileceğiniz, keyifli yolları ile ulaşımın kolay olduğu ve şehir stresinden uzaklaşıp doğayla bütünleşebileceğiniz noktaları belirledik. Uzun tatilleri yaz aylarına saklayanlara kısa ve keyifli geziler için tek yapmanız gereken rotanızı çizmek ve yola koyulmak!

Ağva

Şile’nin bir beldesi olan, şehir kalabalığından çıktıktan sonra iki tarafı sık ağaçlar ile dolu, araba kullanması keyifli bir yol ile ulaşılan Ağva günübirlik keşifler için ideal bir rota. Sonbaharda sarı yaprakların görüntüsü ile bu yol manzarası ayrı bir güzellikte oluyor. Ağva yemyeşil ormanıyla, masmavi deniziyle iki nehir arasında kalmış, yazlık bir köy. 25 km uzunluğundaki sahilde yürüyüş yapabilirsiniz. Şile’de doğa sporlarıyla vakit geçirebilir, balık tutabilir ya da akarsu gezintileriyle dolu dolu bir gün geçirebilirsiniz. Bunların yanı sıra Ağva’ya yakın yerleri keşfetmek isterseniz Kilimli köyü tam size göre. Burada güzel fotoğraflar çekebileceğiniz mağara ve kayalıklar sizleri bekliyor.

Trilye

Ege’ye gitmeye zamanınız yoksa Bursa’nın sahil şeridinde minik ve masalsı bir belde olan Trilye’ye (Zeytinbağı) buyurun. Trilye’nin yemyeşil tarihi dokusu, zeytin ağaçları, bahçeleri, sokakları, rum evleri ve restoranları ile huzurlu bir kaçış rotası olarak sizi kendine hayran bırakacak. Bölgenin zeytin ağaçları ile dolu olması yerlilerini zeytinciliğe yöneltmiş. Trilye’nin sevimli küçük çarşısından zeytinyağı almadan, Çamlı Kahve’de çayınızı yudumlamadan eve dönmeyin sakın. Ayrıca doğal sabun meraklısıysanız köy meydanında pek çok dükkan veya tezgah açan yerlilerden alabilirsiniz.

Adalar

İstanbul’un trafiğinden ve yoğun temposundan kendinizi kurtarmak istediğinizde ilk aklımıza gelen yerlerdir Adalar. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’dan oluşan Prens Adaları, her gün yüzlerce kişiyi ağırlıyor. Yabancı turistlerin de uğrak mekanlarından biri olan Adalar da tarihi gezintilerin yanı sıra müzelere gidebilir, istanbul manzarasında piknik yapabilirsiniz. Ada’da yemek molası verdiğiniz zaman küçük ve samimi birçok restoranla karşılaşacaksınız. Ada kültürünün yansımış olduğu bu restoranlarda yediğiniz yemeğin ardından ana cadde boyunca uzanan Maraş usulü dondurmacılara da mutlaka uğramalısınız.

Cumalıkızık Köyü

Cumalıkızık Köyü, Uludağ eteklerinde yer alan 7 Kızık köyünden sadece birisi. 2014 Yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesine giren Cumalıkızık Köyü’nün kuruluşu yaklaşık 1300’lü yıllara yani Osmanlı’nın ilk dönemlerine denk gelmekte ve tarihi dokusu tamamen korunmuş durumda. Bu köyde Cumalıkızık Hamamı, Zekiye Hatun Çeşmesi görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Köyde dolaşmak, çarşısında alışveriş yapmak, fotoğraf çekmek da çok keyifli ama ve en güzel şey gerçek köy kahvaltısı etmek. Burada köy kahvaltısıyla başlayan günü Cumalıkızık Köyü’ne özgü gözleme ve mantı ile sonlandırabilirsiniz. 

İğneada

İğneada, Kırklareli’de Karadeniz kıyılarına bakan doğa harikası bir belde olarak biliniyor. Bölgenin ünü ise dünya çapında nadir görülen bir ekosistem olan longoz ormanlarına ev sahipliği yapmasından geliyor. Yıldız Dağları’nın heybeti, civardaki gölleri ve köyleriyle müthiş bir doğa deneyimi sunuyor. Trekking’e uygun rahat kıyafet ve ayakkabıları yanınızda bulundurmanız iyi olabilir.